“PANTA REİ” HER ŞEY AKAR

Aristokrat bir aileden gelen Herakleitos Efes’te doğup, büyüdü (M.Ö. 540-480). Sinirli bir mizaca sahip olduğu söylenir. Yapıtı güç anlaşılır olduğundan İlkçağ’da ona “Karanlık Herakleitos” denilmiştir. “Ağlayan Filozof” olarak da anılmıştır.

Herakleitos yapıtlarını bilerek anlaşılmaz kılarak, anlatmak istediklerinin herkes tarafından anlaşılır olmasını engellemiştir. Onu anlamak için çaba harcamak gerekir.  O’na göre hakikat gizlenmeyi sever: “Delphoi kahininin efendisi düşüncesini; ne ifade eder ne gizler, onu bir işaretle gösterir.”

Temel Görüşü; Herakleitos’a göre içinde bütün karşıtların eridiği birlik olan “ateş” evrenin temel maddesidir. “Panta rei”, “Her şey akar” onun temel görüşü olarak gösterilir:  “Evren, boyuna akan bir süreçtir, başı-sonu olmayan bir değişmedir. Hiç durmayan bu değişme içinde kalan, sürüp giden hiçbir şey yoktur”. Edindiği bu bilgiler ile vardığı sonucu kendi deyimiyle şöyle açıklamıştır: “Kendi kendimi aradım, araştırdım.”

Ahlak Görüşü; “Evrenin bu yasasını Logos’u bilmek, tanımak aklın ödevidir. Logos’u tanıyıp öğrenen kimse de doğadaki bu akıl yasasını kendi eylemine de ölçü olarak alacaktır; eylemine aklı kılavuz yapmakla da bu kimse ‘genel’e bağlanmış olacaktır.”  

Genele bağlanmanın düşünsel rotasını da vermiştir: “Benim değil, Logos’un sesini duyduktan sonra bütün şeylerin bir tek şey olduğunu söylemek bilgeliktir.”

Kuantum Mekaniği ve Dolanıklık da Herakleitos’u destekler niteliktedir: “Dolanık parçacıklar, uzayın ötesine geçer. İki ya da üç dolanık varlık, aslında tek bir sistemin parçasıdır ve bu sistem, bileşenleri arasındaki fiziksel mesafelerden etkilenmez. Sistem, tek bir varlık gibi davranır.”(*)

İbn-i Arabi, İbn-i Sina, Beyazıd-i Bistami ve Farabi’nin de başlangıç noktaları Logos düşüncesidir: İbn-i Arabi de işlediği konuları bilinçli bir şekilde kullandığı sembollerle gizlemiştir. “Vahdet-el Vücud”, “Varlığın Birliği” kavramı, yani her varlığın kaynağı olan bu vücud esasen bölünmez, ezeli ve değişmezdir.

Benim değil, Logos’un sesini duyduktan sonra bütün şeylerin bir tek şey olduğunu söylemek bilgeliktir.

Ben “küçük logos”, Evren “büyük logos”tur.

Değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir: “Aynı ırmakta iki kez yıkanamayız. İkinci kez girdiğimizde bu ırmak büsbütün başka bir ırmaktır. Bu arada akıp giden sular onu başka bir ırmak yapmışlardır.” Her şeyin sürekliliğinin devam edeceği noktasındaki algımız, değişmenin belli bir yasasının olması yüzündendir.

Bu yasaya Herakleitos “Logos” diyor. Evrende egemen olan yasadır, düzen ve akıldır. Logos, değişmeyen ve sonsuz olandır. Bütün çelişmelerin ve karşıtlıkların içinde bir ve değişmeden kalır. Ben “küçük logos”, Evren “büyük logos”tur. Bunlar aynı dilde yazılmış iki kitap gibi oldukları için insan evrenin düzenini bilebilir ve onunla uyumlu yaşayabilir.

Amacı insanlara Logos’a uygun yaşamayı öğretmektir. Ama insanlar öğretinin ne demek istediğini anlayamayacak ve Logos’un sonsuzluğu gibi anlayışsızlıkta sonsuz olacaklardır. Onlar duymadan önce nasıllarsa bu öğretiyi duyduktan sonra da aynı anlayışsızlıkta olacaklardır. Ve onların uyanıklıkları da uykudaki hallerinden farksızdır onun için.

“Düşüncenin insanların hepsinde ortaklaşa olduğu halde çokluk kendilerine özgü düşünceleri varmış gibi yaşar.” Burada anlatmak istediği de bütün şeylerden bir şey, bir şeyden bütün şeyler düşüncesi ile çokluk ve birlik arasındaki kökten ilişkidir. Bütün karşıtlıklar Logos’ta birleşirler; bütün ile bütün olmayan, birlik olanla ikilik olan.

Herakleitos şöyle devam eder: “İçlerinde ne kadar çoğu bunlarla karşılaşsa da çoklar böyle şeyleri düşünmezler, öğrenseler de tanımazlar. İşittikten sonra anlayışsızdırlar, sağırlara benzerler, varlıkları ile yoklukları birdir.  Fakat kendilerine öyle görünürler; ne dinlemesini ne de konuşmasını bilen kişiler.”

İnsanların inançlarını da küçümser:  “Karşılarındaki tanrı heykellerine yakarıyorlar, konuşur gibi duvarlarıyla evlerin. Ne tanrılar ne de kahramanlar hakkında bir şey bildikleri var.”

 “Çok şey bilmek akıl eğitmez.” Aklı eğiten doğru düşüncelerin kaynağına ulaşmaktır. Ama insanların çoğu doğru düşüncelerin kaynağına ulaşabilecek yetiye sahip değildir: “Çoklar böyle şeyleri düşünmezler. Öğrenseler de tanımazlar.” Yığınlara ait şeyler onu hiçbir şekilde etkilemez; çünkü o yığın, gerçek olan söylense de o gerçeği reddeder. İnsanların çoğu gerçeği algıyamadığı ve tanıyamadığı için hayatını onlardan uzakta geçirmiştir.

Görüşleri ve yaşam tarzı ile birçok kişi tarafından kendisine “deli” olarak da bakılmıştır. Mutluluğun bedensel hazlardan kaynaklanmadığını, tutkulara karşı koymak ve ölçülü olmak gerektiğini savunmuştur. Tutkulara karşı koymanın güç olduğunu; ancak arzu edilen şeyin bedelini ruhun ödediğini söylemiştir.  Bedensel hazlardan uzak durulmasını önermiştir.

Varlık ve Yokluk Üzerine Düşünceleri; “Varlık yokluğu, yokluk varlığı doğurur. Varlık ve yokluk, olmak ve olmamak, yaşamak ve ölmek bir ve aynı şeylerdir. Bunlar aynı şey olmasaydılar değişerek birbirleri olamazlardı; yokluk varlığa, varlık yokluğa, ölüm hayata ve hayat ölüme geçemezdi. Daire çemberi içinde başlangıç ve son aynı yerde birleşirler. İyi ile kötü bir ve aynı şeydir.”                                   

Ve Herakleitos insanlardan nefret ettiği için dağ başına kaçtığında burada yaşamının sonuna geldiğini ya da o birlik düşüncesi ile sonsuzluğa kavuşacağını bilemezdi. Dağ başında sadece ot ve sebze ile beslenmiş ve vücudu su toplamış. Kendi tedavisini kendisi yapmaya çalışmış ve vücudunu gübre ile kaplayıp açık havaya çıkmış. Üzerindeki gübreyi temizleyememiş ve bu haldeyken köpekler tarafından parçalanmış olduğu söylenir.

Herakleitos’un Gerekliliği;

Goethe, Hölderlin, Nietzsche ve Hegel Herakleitos’u örnek almışlardır. Hegel, “Herakleitos’un lojikime almadığım tek sözü yoktur” demiştir. O dünyaya hiçbir şekilde ihtiyaç duymamıştır, ama Nietzsche’nin de dediği gibi dünya her zaman ona ihtiyaç duyacaktır:

“Dünyaya her zaman gerçek gerekecek, öyleyse her zaman Herakleitos gerekecek” demiştir.

Sevgi ve Aşk’la kalın.

(*)Dolanıklık”, Amir D.Aczel, Kırmızı Kedi Yayınevi

“PANTA REİ” HER ŞEY AKAR’ için 3 yanıt

Add yours

  1. Anlamak için dirilmek, dirilnek için de ölmek lâzım.

    Sadece logos ile olmaz pathos da devrede olmalı diye düşünüyorum.

    Liked by 1 kişi

    1. Düşüncenize katılıyorum; ama sadece Logos ve Pathos ile de olmaz; Ethos da gerekir. Sizin de bildiğiniz gibi bu özelliklerin üçüne de sahip olmak gerekir ilhamiarzubey. Diğer yazılarımda ayrıntılı olarak değineceğim ama şunu da eklemek isterim; Logos aralarında en önemli olanıdır; çünkü diğer ikisinin şekillenmesi o akla tabidir. Bu yazım bu temelde şekillendi.
      Düşüncenizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim…
      Sevgi ve saygılarımla.

      Beğen

      1. Tabi ki İlknur hanım. Çok haklısınız.
        Bütünlüğü sağlayan Ethos, Logos ve Pathos ile oluşur.
        Her ne kadar hepsi eşit görülse de akıl konusunda ben de size katılıyorum.

        Paylaşımlarınızda kolaylıklar diler devamları dileklerimle…
        Sevgi saygı bizden 🙏

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: